29 Temmuz 2011 Cuma

Tırda Aşk Başkadır

TIRDA AŞK BAŞKADIR Şubat ayının keskin soğuğu şöför Necdet’in iliklerine kadar giriyordu.Tırdan dışarı çıkmak mümkün değildi. Tırı dinlenme tesisi olan benzinciye park etmiş,kendini her türlü tehlikeye karşı güvenceye almış oluyordu. Tırda yemeğini yedi,üzerine de bir duble viskisini devirdi,ardından da mavi bandröllü Marlboro siparasından bir tane yaktı,koltuğuna gömüldü. Necdet bir müddet öylece kalakaldı. Sonra canı sıkılmış olacak ki tek başına ne yapacağını düşündü. Eli torpido gözüne gitti. Bir kaset çıkardı, teybe taktı İbrahim Tatlıse’in acılı arabeski içindeki acılara iyice gem vurdu.”Nankör kedi”yi dinlerken ibrahim Tatlıses’in ilk yıllarını anımsadı . Amelelikten türkücülüğe uzanan bir yaşam . Ardından lahmacun salonları, otobüs acentalığı, oteller zinciri, radyo ve tv kanalları, özel uçak, yönetmenlik filan derken adı, paranın saltanatında “İmparator” a çıkmıştı.Kendisi de günün birinde öyle biri olabilecek miydi acaba? ”Çok zor”,diye geçirdi içinden. Hatta imkansız”, dedi. Adam istediğiyle yatıp kalkıyor,hatta dövüyor. Kimse de gık diyemiyordu . Ya kendisi… Ömrü boyunca onun sahip olduklarının bir tekine bile sahip olamadan bu dünyadan göçüp gidecekti. Kahretsin! Fakirlik alnına bir yafta gibi yapıştırılmıştı birileri tarafından. Tekrar viskisine uzandı eli. Bir duble daha. Zaten hep böyle başlar. Arkası gelir. Bir duble daha derken şişe bitiverir, dertler olduğu yerde kalıverir. Bir duble daha yuvarlayınca gırtlağı yanar Necdet’in. Torpido gözüne uzandı tekrar. Bu kez Alman çukulatasını çıkardı, ısırdı. Tıpkı bir Alman karısını ısırır gibi. Aklına arkadaşı Çetin geldi. Ona yolculuk sırasında ihtiyacı olur diye bir koli hediye etmişti. Çetin muzır bir neşriyattı. Yani arkadaş…Koliyi buldu açtı. Şişme kadındı koliden çıkarttığı. ”Çok komik,kala kala şişme kadına mı kaldık Çetin bey? Alacağın olsun”, diyerek şişme kadını bir kenara attı. Sonra kolinin içersinde zarf gözüne ilişti. AçtI baktı.Çetin’in Alman karılarla Castaus’ larda çektirdiği resimlerdi bunlar. Sarhoş kafayla sarmaş dolaş resimler… Alman fahişelerle…Çetin , Necdet’in ruh yapısını iyi bildiği için bir nevi onu çileden çıkarmaya gayret ediyordu. Necdet kadınlara iç geçirerek baktı sarhoşluğun vermiş olduğu bir duyguyla. Onun gibi olamamanın eksikliğini hissetti bir anlık duyguyla. Erkeklik duyguları iyice kabardıkça da kabardı.Tırdan dışarı baktı ,etraf zifiri karanlıktı.Arasıra benzinliğe giren otobüsün farları yüzünü aydınlatıyor, mazotunu alan otobüsler işi bitince de çekip gidiyorlardı. İki saate yakındır herhangi bir otobüs firmasının da geldiği yoktu hani. Boş şeyleri düşünmekten Necdet’in canı sıkılmıştı. Aklına bu kez başka şey gelmişti. Torpido gözünün kapağını tekrar açtı. Elini attığı, yol haritaları, ruhsat, sustalı bıçak ne varsa bir kenara attı. Nihayetinde aradığını buldu Bir dergi. Almanya’dan aldığı bir porno dergisi. Bir müddet sayfaları karıştırıp durdu Ondan da sıkıldı sonunda bir kenara attı. Düşünüp durdu. Canı şu anda bir kadınla sevişmek istiyordu ama nasıl? Balıkesir’in genelevine gitmesi epey zaman alırdı.hem tırı parketme sorunu yaşayacak hem de bu saatte açık olabileceğini sanmıyordu. ”Kahretsin!Bunu daha düşünmeliydim “ , diye düşündü yani geneleve gitmeyi. Viskiyi devirmeden önce böyle bir sorunu yoktu. Gözü şişme kadına takılı kaldı nedense. Şimdiye kadar hiç denemediği bir fantazi… Yalnızlığın ve keskin soğuğun hakim olduğu bir gecede başka ne yapılabilirdi ki… Masturbasyon olayına zaten sıcak bakan biri değildi çok mecbur kalmayınca… Başka da seçeneği olmadığına kendini inandırmaya çalıştı bir müddet. Alt tarafı, kupkuru plastik bir kadınla zevkini tatmin edip rahatlıyacaktı. Tanrı katında bunun bir günah olamayacağına da inandırdı kendini. Madem tanrısı ona bu uzuvları vermiş,işe yaramazsa kesip alsındı yani. Kimsenin karısının kızının ırzına da geçmiş olmayacaktı. Ee!Daha ne bekliyordu. İkinci şişeden bir duble daha viski içti . Eline şişme kadını aldı. ”Şu insanoğlu herşeyi tastamam icad etseydi ya.Şuna bir dil de uyduramaz mıydı yani? Şimdi sessiz sedasız iş mi devireceğiz yani?” , diye söylendi içinden. Viskisini içtikten sonra sakalını sıvazladı. Üç günlük traşı vardı suratında.yarın Balıkesir’e gider gitmez önce bir berbere gidip traş olmalı,ardından bir güzel hamam sefası iyi giderdi diye düşündü.Yola cenabet çıkacak değildi herhalde… Şişme kadını evirdi çevirdi. Buz gibi ürperdi soğuktan. Soğuk olması demek duygularınında soğuması demekti. Onunla, imkanı yok bu vaziyette sevişemezdi. Sıcakcak olması gerekirdi diye düşündü. Ama nasıl? Sıcak su ısıtacak ortamı yoktu şu an. Neden sonra aklına harika bir fikir geldi. Kontak anahtarı çevirip motoru çalıştırdı hemen. Motorun gürültülü sesi,sessiz geceyi yırtıp deldi. Şişme kadını eline alıp hızla tırdn aşağı indi. Hava süpab deliğini, egzosun ağzına dayadı.böylelikle hem plastik kadın şişecek, hem de içerisi sıcak hava dolacaktı. Hay! Aklınla bin yaşasındı. Şişme kadın, egzosun kirli mavi havasıyla yavaş yavaş hindi gibi kabarmaya başladı. Hani çocukken hindileri kızdırmak için söylediklerimiz ”Kabaramazsın kel Fatma annen güzel sen çirkin. ”İşte kabarıyordu bizim kel Fatma. Adeta canlanıyordu.Ya canlanıp şehvetten inim inim inleyen Necdet’ in üzerine atılsa Necdet’ in durumu nice olur?Her halde aklını yitirirdi garibim. Şişme kadın gititkçe şekil almaya başlayınca Necdet’in keyfi yerine gelmeye başladı. Birazdan yapacağı seks aklına geldikçe iyiden iyiye heyecanı artıyordu. Artık, ne İbrahim Tatlıses’in mal varlığı ne de Çetin’in düşüp kalktığı Alman fahişeler onu düşündürüyordu.Varsa yoksa aha! Şu plastik bedenle işi bir an önce bitirmekti Allah’ ın izniyle.Necdet, şişen kadını alelacele kimse görmesin diye tırın içersindeki arka koltuğa attı. Kadını yatırdı. Kendi de Adem baba gibi soyundu. Bu işi kuralına göre tam yapmalıydı. Soyunduktan sonra başladı kadınla sevişmeye. Adeta canlı bir kadınla sevişir gibi sevişiyordu Necdet.Çetin’ e kızgınlığı gitmiş,yerini minnet duyguları almıştı. ” Şu içkide de ne keramet varmış meğer ”, diye söylendi bir taraftan.Tüm duygularını,fantazilerini biri bir üzerinde deniyordu. Genelevdeki kadınlar olsa ekstradan özel muameleye tabi tutar,ayrı bir ücret talep ederlerdi. Oysa bu garibimin gıkı dahi çıkmıyordu. Dakikalarca süren tek taraflı aşk,doruk noktasına gelip çatmıştı. Necdet, nasıl olduysa kendini son derece arzularına kaptırmış olacak ki şişme kadının meme ucunu ısırıp ”hart!”, diye koparmaz mı? Şlşme kadın “fossss!”, diye başladı tüm ihtişamını yitirip sönmeye. Necdet,işine ara verip bir an şaşkın şaşkın bakındı etrafına ne oluyor diye. Şişme kadının hızla sönmesiyle birlikte şöför mahallinin içersi kirli mavi eksoz dumanıyla doldu. Göz gözü görmüyordu şu an. El yordamıyla kontak anahtarına uzanmak istedi. Tırı çalıştırıp otomatik camı açacak,boğulmaktan kurtulacaktı . Fakat ne mümkün . El yordamıyla bir türlü kontak anahtarının yerini bulamıyordu. Olmuyordu işte. Telaştan olsa gerek …ki çarşafa dolanmış derler ya o misal. Boğulurcasına öksürmeye başladı. Bir eliyle boğulmamak için ağzını tıkarken diğer eliyle de anahtarı aramaya devam etti. Bulamıyordu. Sürekli zehir yutuyordu.boğulup ölmek işten değildi. O sırada dinlenme tesisine otobüsle giren bir turist kafilesinin anonsunu yapan görevlinin cırtlak sesi gecenin sesizliğini bozdu: “Sayın Pamukkale yolcuları!Firmamız onbeş dakika çay ve ihtiyaç molası vermiştir.Çaylar şirkettendir tesisimizi tercih ettiğiniz teşekkür ederiz.” Birden açılan otobüsün içersinden yaşları altmış,yetmişlik dede ve nineler birer birer inmeye başladılar.Almanya’lısı,Hollanda’lısı ve Danimarkalısı otobüsten inip tesise doğru ilerlemeye başladılar. O sırada dumanla boğuşmakta olan Necdet garibi turistlerin tesise geldiğinden bir haber yaşam savaşı vermekteydi.hayat ile ölüm arasında bir cenderedeydi. Kontak anahtarını aramaktan vazgeçti.Bir an önce canını kurtarmalıydı. Ayıbı düşünecek ne zamanı,ne de ömrü vardı. Kapı kolunu çevirip açtığı gibi kendini turistlerin geldiği orta yere boylu boyunca Adem vaziyetinde attı. Turistler,gecenin bu saatinde önlerinde beliriveren çırıl çıplak bu adamı görünce cin çarpmışa döndüler.bağrışmalar,feryatlar bir yandan. Necdet’ in yüzü gözü dumandan simsiyah olmuş bir ecinni,bir hortlak gibiydi. Turistlerin bir kısmı kaçmaya başladıysa da,Necdet,kendine az çok gelince adap yerlerini örtmeye çalışması, sonradan şaşkınlıkları geçen turistler, olayın boyutunu kavrayarak aralarında gülüşmelere başladılar. Utanan bayanlar bir yandan yüzünü çeviriyor gibi yapsa da arada merakını yenemeyip Necdet’ in çıplak vücudunu incelemiyor da değillerdi hani. Necdet, düştüğü bu gülünç durumdan ötürü utanarak tırın içersine attı kendisini. Metin İMER/İzmir/Şubat 1997

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder